<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>Fakirin Bloguna Hoşgeldiniz..</title>
        <description>Kumail</description>
        <link>http://kumail.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 19:06:52 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>FÂNÎLER DEĞİL BÂKÎ OLAN BİLSİN!</title>
            <link>http://kumail.blogcu.com/fan-ler-degil-bak-olan-bilsin_11159971.html</link>
            <guid>http://kumail.blogcu.com/fan-ler-degil-bak-olan-bilsin_11159971.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;FÂNÎLER DEĞİL BÂKÎ OLAN BİLSİN! &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İslâm târihinin ilk yıllarında Medîne-i Münevvere'de bâzı fakirlerin kapılarına meçhûl bir kimse her sabah bir çuval erzak bırakmaktaydı. Bir sabah o fakirler uyandıklarında baktılar ki, kapılarına erzak konmamış. Sebebini merak ederlerken o esnâda içli bir salâ sesi duyuldu ve Medîne-i Münevvere Hazret-i Alî -radıyallâhu anh-'ın torunu Zeynel-Âbidîn Hazretleri'nin vefâtı ile çalkalandı. Herkes derin bir mâteme büründü. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu peygamber evlâdına karşı son vazîfeler îtinâ ile yapılmaya başlandı. Sıra mübârek nâşının yıkanmasına geldiğinde bu şerefli vazîfeyi yapacak olan zât, mevtânın sırtında içi su toplamış büyükçe yaralar görünce şaşırdı. Sebebini anlayamadı. Yakınlarına sorduğunda ise, ehl-i &lt;BR&gt;beytten orada bulunup bu sırra âşinâ olan bir kimse, şunları söyledi: &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&quot;- Zeynel Âbidîn Hazretleri her sabah hazırladığı erzak çuvallarını sırtında taşıyarak erkenden fakirlerin kapısına&amp;nbsp;götürür ve kimseye görünmeden geri dönerdi. Halk da bu çuvalları kimin bıraktığını bilmezdi. Sırtında gördüğünüz yaralar, işte o çuvalları taşımaktan ötürü oluşmuş yaralardır.&quot; &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Amellerini sırf Hak Teâlâ'nın rızâsı için yapanlar, onları, ifşâsı harâm olan bir sır gibi halktan gizlemeye çalışırlar. Zîrâ Hakk'a âit olduğu hâlde halka arz edilen amellerde Allâh'a götürecek hiçbir fazîlet kalmaz. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Çünkü onları ucub ve gurûr başta olmak üzere binbir türlü nefsâniyet kaplar. Dolayısıyla Hak yolunda yapılan her salih amel, &quot;Fânîler değil, Bâkî olan bilsin!&quot; düşüncesiyle olursa makbûldür ve böyle fiillerin ecir ve mükâfâtlarını yazmaya ne kalemler kâfî gelir, ne de mürekkep yetişir. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Samîmî ve fedâkâr hizmetlerle Allâh'ın kullarını memnûn etmeye gayretli olurken nefsini değil, Hakk'ı râzı edebilen isimsiz ve gerçek kahramanlara ne mutlu!&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;alıntıdır..&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://kumail.blogcu.com/fan-ler-degil-bak-olan-bilsin_11159971.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 17 Mar 2008 15:43:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kumeyl Duası..</title>
            <link>http://kumail.blogcu.com/kumeyl-duasi_8871471.html</link>
            <guid>http://kumail.blogcu.com/kumeyl-duasi_8871471.html</guid> 
            <description>&lt;P align=center&gt;&lt;A href=&quot;http://img1.blogcu.com/images/k/u/m/kumail/kumeyl.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img1.blogcu.com/images/k/u/m/kumail/kumeyl.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Kumeyl duası olarak Ehl-i Beyt kaynaklarında meşhur olan bu dua,&amp;nbsp;İmam-ı&amp;nbsp;Ali (r.a) Hazretlerinin&amp;nbsp;sır arkadaşı Kumeyl bin Ziyad&amp;#8217;a Hızır&amp;#8217;ın duası diye öğrettiği engin maarifi içeren bir duadır. Bu duanın özellikle Perşembe geceleri okunması Ehl-i Beyt imamları tarafından tavsiye edilmiştir.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Kumeyl duası şöyle başlıyor:&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&lt;/STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Allah&quot;ım! senin her şeyi kaplayan rahmetin hakkına; kendisiyle her şeye üstün geldiğin, karşısında her şeyin boyun eğdiği gücün hakkına; her şeye galip geldiğin ceberutun hakkına; önünde hiç bir şeyin duramadığı izzetin hakkına; her şeyi dolduran azametin hakkına; her şeye üstün gelen saltanatın hakkına; her şeyin fani olmasından sonra baki kalacak vechin hakkına; her şeyin temellerini dolduran isimlerin hakkına; her şeyi ihata eden ilmin hakkına ve her şeyi aydınlatan cemalinin nuru hakkına senden niyaz ederim.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Ey Nur, ey Kutlu, ey evvellerin evveli ve ey ahirlerin ahiri! Allah&quot;ım! Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı affet. Allah&quot;ım! Bedbahtlıklara yol açan günahlarımı affet. Allah&quot;ım! Nimetleri değiştiren günahlarımı affet. Allah&quot;ım! Duanın icabetini önleyen günahlarımı affet.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Allah&quot;ım! Belanın inmesine sebep olan günahlarımı affet.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Allah&quot;ım! işlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Allah&quot;ım! Ben sana zikrinle yaklaşmak istiyorum, ve seninle senden şefaat diliyorum; ve cömertliğin hakkına beni kendine yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip kılmanı ve zikrini bana ilham etmeni istiyoru.. ( &lt;a href=&quot;http://kumail.blogcu.com/kumeyl-duasi_8871471.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 22 Feb 2008 14:40:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cevşen-i Kebir Duası..</title>
            <link>http://kumail.blogcu.com/cevsen-i-kebir-duasi_8871101.html</link>
            <guid>http://kumail.blogcu.com/cevsen-i-kebir-duasi_8871101.html</guid> 
            <description>&lt;H1 align=center&gt;CEVŞEN-İ KEBİR DUASI&lt;/H1&gt;
&lt;A href=&quot;http://www.tebyan.net/bigimage.aspx?img=image/big/1386/10/9110299288582235721992451092316842240250.jpg&quot;&gt;&lt;IMG alt=&quot;CEVŞEN-İ KEBİR DUASI&quot; src=&quot;http://www.tebyan.net/image/big/1386/10/221520085101259075228955816914895134136.jpg&quot;&gt;&lt;/A&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ehl-i Beyt (a.s) vasıtasıyla nakledilen bu değerli duânın özellikle Ramazan ayında bilhassa Kadir gecelerinde okunması tavsiye edilmiştir. Gerçi bu dua her zaman için okunabilir. Biz bu duayı Merhum şeyh Abbas Kummî&quot;nin Mefâtih-ü Cinan adlı eserinden nakletmekteyiz. Merhum Kummî kitâbında bu duâ hakkında şu izahı vermiştir. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Beled-ûl Emin ve Misbâh-ı Kef&quot;emi&quot;nin nakline göre bu duâyı Hz. Seyyid-us Sâcidin İmam Zeynelabidin (a.s) babalarından, onlar da Resu-i Ekrem&quot;den (s.a.a) nakletmişlerdir. Resul-i Ekrem (s.a.a) savaşların birinde vücudunu rahatsız eden ağır bir zırh giymişti. O sırada Cebrâil (a.s) nâzil olarak Resulullah&quot;a (s.a.a) şöyle arzetti: &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ey Muhammed Rabb&quot;inin sana selamı var. O zırhını çıkarıp bu duayı okumanı buyuruyor. Bu duâ senin ve ümmetin için güven vesilesidir.&quot; Sonra duanın fazileti hakkında bir takım açıklamada bulunuyor ki onların hepsini açıklamanın yeri değildir. Ez cümle şöyle buyuruyor. &lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp; Kim bu duayı kefenine yazarsa Allah onu (cehennem) ateşiyle azap etmekten hayâ eder. Kim bu duayı Ramazan ayının başında halis niyetle okursa Allah Teala ona Kadir gecesini nasip eder ve onun için yetmiş bin melek yaratır ki Hak Teâlâ&quot;yı takdis ve tespih ederler; bütün bunların sevâbı bu duâyı okuyana yazılır.&quot; Yine şöyle buyuruyor: &quot;Kim bu duâyı Ramazân ayında üç defa okursa, Hak Teâlâ cesedini cehennem âteşine haram kılar; cenneti ona vâdeder; onu günahlardan koruyacak iki melek görevlendirir ve hayatı boyunca Allah&quot;ın emânında olur. Rivâyetin sonunda İmam Hüseyin&quot;ın (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: &quot;Babam Emir-ü Mu&quot;minin Ali (a.s) bana bu duayı hıfzetmemi, o&quot;nun kefenine yazm.. ( &lt;a href=&quot;http://kumail.blogcu.com/cevsen-i-kebir-duasi_8871101.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 18 Feb 2008 14:16:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İki Deccal..</title>
            <link>http://kumail.blogcu.com/iki-deccal_8866031.html</link>
            <guid>http://kumail.blogcu.com/iki-deccal_8866031.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;İki Deccal &amp;#8211; (Risale-i Nur&amp;#8217;dan Alıntı...)&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;#8220;&amp;#8230;Rivayetlerde, her iki Deccalın [1] harikulâde icraatlarından (acayip çalışmalarından) ve pek fevkalâde iktidarlarından (kuvvetlerinden) ve heybetlerinden bahsedilmiş. Hattâ bedbaht (talihsiz) bir kısım insanlar, onlara bir nevi ulûhiyet (bir çeşit ilahlık) isnad eder diye haber verilmiş. Bunun sebebi nedir?&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;nbsp;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;Elcevap: (En doğrusunu Allah bilir) icraatları büyük ve hârikulâde olması ise: Ekser tahribat (bozma ve yıkım) ve hevesata sevkiyat (nefse hoş gelene yönlendirme) olduğundan, (az zamanda) kolayca harikulâde öyle (çok) işler yaparlar ki, bir rivayette, &quot;Bir günleri bir senedir.&quot; Yani, bir senede yaptıkları işleri üç yüz senede yapılmaz denilmiş. Ve iktidarları pek fevkalâde görülmesi ise, dört cihet (yönü) ve sebebi var:&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;Birincisi: İstidrac [2] eseri olarak, müstebidâne (zorba-baskıcı) olan koca hükûmetlerinde, cesur orduların ve faal milletin kuvvetiyle vukua gelen terakkiyat (yüceliş) ve iyilikler haksız olarak onlara isnad edilmesiyle (v.. ( &lt;a href=&quot;http://kumail.blogcu.com/iki-deccal_8866031.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 18 Feb 2008 13:27:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Zafer Ordunun Değil mi?..</title>
            <link>http://kumail.blogcu.com/zafer-ordunun-degil-mi_8865691.html</link>
            <guid>http://kumail.blogcu.com/zafer-ordunun-degil-mi_8865691.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Zafer Ordunundur; Komutanın Değil.. (Risale-i Nur&amp;#8217;dan iktibastır..)&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;..bazı zâtlar, &lt;B&gt;âhirzaman hâdisatı&lt;/B&gt;nı (olaylarını) haber veren müteşabih (anlamı açık olmayan) hadîsleri suâl etmek münasebetiyle, o eski risalenin aslını tanzim ettim (düzenledim). &lt;U&gt;Risale-i Nur'un&lt;/U&gt; &lt;U&gt;&lt;B&gt;Beşinci Şua&lt;/B&gt;sı&lt;/U&gt; namını aldı../..Bu makamda bir müddeiumumînin (savcının), &lt;B&gt;Mustafa Kemal&lt;/B&gt;'e dostluğu taassubuyla, kanunsuz ve lüzumsuz ve yanlış itiraz ve sualleri beni bu sadet harici gibi izahatı (açıklamayı) vermeye mecbur eyledi. Ben onun, adliye kanunu namına tamamen şahsî ve kanunsuz bir sözünü misal olarak beyan ediyorum.&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Dedi: &quot;&lt;B&gt;Beşinci Şuada sen hiç kalben nedamet etmedin mi &lt;/B&gt;(pişmanlık duymadın mı) &lt;B&gt;ki, onu &lt;/B&gt;(M. Kemal&amp;#8217;i) &lt;STRONG&gt;rakıdan ve şaraptan su tulumbası gibi tâbirlerle tezyif etmişsin? &lt;/STRONG&gt;(Halbuki o ülkeyi kurtardı..)&lt;STRONG&gt;&quot;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Ben onun bütün bütün mânâsız ve yanlış ve dostluk taassubuna mukabil (karşılık) derim: Kahraman ordunun zaferi ve şerefi ona verilmez, yalnız onun bir hissesi olabilir. Nasıl ki ordunun ganimeti, malları, erzakları bir kumandana verilse zulümdür, dehşetli bir h.. ( &lt;a href=&quot;http://kumail.blogcu.com/zafer-ordunun-degil-mi_8865691.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 18 Feb 2008 13:23:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Muhafazakar..! ve Demokrat..</title>
            <link>http://kumail.blogcu.com/muhafazakar-ve-demokrat_8427881.html</link>
            <guid>http://kumail.blogcu.com/muhafazakar-ve-demokrat_8427881.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal&gt;Muhafazakar ! ve Demokrat..&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;Tayip Erdoğan, partisini &lt;STRONG&gt;&amp;#8220;Muhafazakar Demokrat&amp;#8221;&lt;/STRONG&gt; diye tanımlamış. Daha önceleri gazetelerde bazı köşe yazarlarının da bu hataya düştüğünü görmüştüm. Sorun, falan parti veya filanca partiler değil bu yazımda. &lt;STRONG&gt;Dikkat ediniz..&lt;/STRONG&gt; &lt;STRONG&gt;Tanım..&lt;/STRONG&gt; &lt;STRONG&gt;ve tanımdaki çelişki..&lt;/STRONG&gt; Yani, hiçbir partiyi desteklemeyen bu vatandaş&amp;nbsp;bu defa(ya özgü) partileri (veya kişileri) değil, fikirleri irdeleyecek. Eşlik eder misiniz?&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;#8220;Muhafazakar Demokrat&amp;#8221;&lt;/STRONG&gt; ta(nı)mlamasında izafe edilen ve izafe olunan iki kavram üzerinde kısaca duralım.&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P class=MsoNormal&gt;&lt;STRONG&gt;&amp;#8216;Demokrat&amp;#8217;&lt;/STRONG&gt; sıfatı ecnebî lisanındaki &amp;#8216;Democracy&amp;#8217; (Demokrasi) kelimesinden türemiştir. Ama ne hikmettir bilinmez kimse henüz tam tanımlayamamış bu &amp;#8216;demokrasi&amp;#8217;yi. [1] Yani, ne idiği belirsiz bir söylem. &amp;#8220;Şekere benzer tadı yok.. Gö.. ( &lt;a href=&quot;http://kumail.blogcu.com/muhafazakar-ve-demokrat_8427881.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 13 Feb 2008 16:00:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>&quot;İslam Cumhuriyeti&quot; üzerine..</title>
            <link>http://kumail.blogcu.com/islam-cumhuriyeti-uzerine_8425871.html</link>
            <guid>http://kumail.blogcu.com/islam-cumhuriyeti-uzerine_8425871.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;#8220;İslam Cumhuriyeti&amp;#8221; Üzerine... Üstad Said-i Nursî Hazretlerinden İktibaslar..&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;&quot;..&amp;nbsp;Orada benden sordular ki: &quot;Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?&quot;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Ben de dedim: &quot;Eskişehir mahkeme reisinden başka daha sizler dünyaya gelmeden ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu&lt;/STRONG&gt; (İslam Cumhuriyeti fikrini savunduğumu)&lt;STRONG&gt; elinizdeki tarihçe-i hayatım ispat eder. Hülâsası &lt;/STRONG&gt;(özetle) &lt;STRONG&gt;şudur ki: O zaman şimdiki gibi, hâli bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim. İşitenler benden soruyordular. Ben de derdim: Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine&lt;/STRONG&gt; (Cumhuriyetçiliklerine)&lt;STRONG&gt; hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.&quot;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Sonra dediler: &quot;Sen Selef-i Salihîne &lt;/STRONG&gt;(geçmiş salihlere)&lt;STRONG&gt; muhalefet ediyor&lt;/STRONG&gt; (aykırı davranıyor)&lt;STRONG&gt;sun.&quot;&lt;/STRONG&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;STRONG&gt;Cevaben diyordum: &quot;Hulefâ-i Râşidîn &lt;/STRONG&gt;(dört halife)&lt;STRONG&gt;, her biri hem halife, hem reis-i cumhur&lt;/STRONG&gt; (cumhurbaşkanı)&lt;STRONG&gt; idi. Sıddîk-ı Ekber &lt;/STRONG&gt;(Hz. Ali r.a)&lt;STRONG&gt;, Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat&lt;/STRONG&gt; (bu Cumhuriyetten kasıt)&lt;STRONG&gt; mânâsız isim ve resim&lt;/STRONG&gt; (şekil-görüntü)&lt;STRONG&gt; değil, belki hakikat-i adaleti&lt;/STRONG&gt; (gerçek adaleti)&lt;STRONG&gt; ve hürr.. ( &lt;a href=&quot;http://kumail.blogcu.com/islam-cumhuriyeti-uzerine_8425871.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 13 Feb 2008 15:53:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://kumail.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>